Valla işimden çok memnunum, çok güzel, çok verimli de;

Daha ikinci günden sesim kısıldı, napıcaz?
Okul öncesi 4-5-6 yaşlara müfredat yok, e kitap alalım ordan gidelim dedik, kitaba önce pahalı dediler ses çıkmadı.
15er dakika derse girince bir konuyu 3 gün anlatıyoruz mecbur, yanlış anlarlar diye endişeleniyorum.
Okul öncesi ilginç acayip.

I’ll tell you one thing about the universe, though. The universe is a pretty big place. It’s bigger than anything anyone has ever dreamed of before. So if it’s just us… seems like an awful waste of space. Right?
Ellie Arroway \ Contact (1997) ~by Carl Sagan

Bugüne kadar “Contact”i izlemeyen şahsımı kınayalım arkadaşlar. Hâlâ izlememiş olan varsa onları da kınayalım.

Filmin sadece adını duymuş, filmi izledikten sonra “Ulan kesin Carl Sagan var işin içinde.” deyip oturup film hakkında okuyan bir öküz olarak çok utanıyorum. Velhasıl Carl Sagan’dan uyarlama, onun hikayesiymiş. Eski/yeni Kozmos bölümlerini izleye izleye çok güzel oldum. -kitabını yarısındayken kaybettim :((((((((-

Seni de bir türlü çözemiyorum iyi misin kötü mü sayın James “Morning”Woods.lsdjkahfalkjdh

Nattimitti!

  • Öğrencilik resmen biteli 3 ay oldu ama tatil yapayım, kafamı dinleyeyim, aman az gezeyim derken iş aramaktan geçtim, iş aramaya girişmek bile aklımda yoktu. Okulların da açılması da yakınlaşınca tabii aldı beni bir boşluk. Hani en sevmediğim ders sabah 8:40’ta olsa üşenmez kalkar giderim o kadar okul zamanımı özlemiştim. E “Para kazaneyim? Deneyim olsun?” diye iki hafta önce kariyer.net’teki CV’mi düzenleyip üç beş tane işe başvurdum.
  • Başvurduğum işlerin 4 tanesi mülakata çağırdı. Birine Ankara’daki su krizi sağolsun yatak döşek hastalandığımdan gidemedim. Hayır su içmiyorum da musluktan ama duş alan, diş fırçalayan bile paçalarını tutarak hastahaneye gidiyormuş. Şükür ben bir günde atlattım tabiy -çocukken karın ağrısından, mide ağrısından çekip deneyimli olunca sabah sabahın köründe hastalanıp aynı günün gecesi kendime geldim.- Ama o mülakat da uçtu gitti doğal olarak. Kaçırmasaydım neler olacağını hiç bir zaman bilemeyeceğiz.
  • Bir kolej çağırmıştı, hatta yazmıştım; adamlar “Düşünün, bize dönersiniz. Bizimle çalışmanızı çok isteriz.” deyip bir daha ses etmediler. Hayır pozisyon doldu mu diye aradım, ona bile cevap veremediler. Hayır “Başkasını aldık.” deseniz n’apıcam sanki, söyleyin de ona göre sizden haber beklemeyeyim de işime bakayım, hayret bir şey.
  • Velhasıl diğer iki mülakat olumlu geçti, iki firma da “Haftaya gel başla.” dedi. İkisinin de şartları güzeldi ama öğretmenlik deneyimi daha çok işime yarayana “E çalışayım ben.” deyip diğerine “Ya beklediğim yerden haber geldi. Çok özür dilerim.” diyerekten işlerden birini kabul ettim.
  • BUGÜN İŞİMİN İLK GÜNÜYDÜ! Okul öncesinden yetişkinlere kadar geniş yelpazesi olan bir kurum olduğundan sabahki derslerim bir anaokulundaydı. ^_^ O kadar tatlı çocuklar var ki baya tutup tutup ısırasım geliyor. Pek de hevesliler İngilizce dersine. Telaffuzları da o kadar şirin olabilir. “Nice to meet you!” diyemiyor pıtırcıklar. “May nem iş….Nattimitti!” derken iyice sevesi geliyor insanın. Ama okulun bizden beklentileri bir acayip olduğundan ve kurumda da beni merkezde tutmak istediklerinden sanırım haftada iki kez haşır neşir olacağım minniklerle.
  • Siz siz olun ertesi gün iş varken kutlama yapmayın. Yaparsanız da akşamdan kalma ilacınız olsun. USC Alca Seltzer’i bulanları korusun.
  • İşte çok yorulur, sıkılır, zorlanırım diye korkuyordum, meğersem bildiğin stajda, okuldaki sunumlarda gördüklerimizden öyle aşırı farklı değilmiş. ^_^ Yorgunum ama çok tatlı bir yorgunum. Resmen okula hasretime derman oldu. Tabii bunlar daha cicim ayları, ama olsun. Boş durmak insana daha kötü geliyor.
  • Hala bilgisayarımı tamir etmiş değilim, şimdi bir de iş eklenince oyun analiziydi, kitaptı, filmdi pırttı zırttı çok sık yazamayacağım ama ihmal de edecek değilim. :D Bilgisayarı düzelteyim hele bakacağız.
  • Velhasıl bu da böyle kişiselli bir post idi. Her şey gönlünüzce olsun canlar!
Asker Portrait
Anonymous asked:çizim çok iyi :) ya el çizmeyibirde iki omuzu aynı hizada çizmeyi bir türlü beceremiyorum ben

Teşekkürler.:) Yine bayadır elim çizime gitmedi, hani düşün tatilde vaktim olmadı, şimdi de işe başladım biraz zor yani.:)

Ben de hala elleri çizemem doğru dürüst ve bende bir de perspektif problemi var. Çizimlerim ister istemez ya fazla uzun ya fazla geniş olabiliyor. Bir de iki gözü birbirinin aynı çizme, yüz hatları derken aslında ben pek de bir şey çizemiyormuşum ya lan? kjhadflkjfd

Ama teşekkürler anonim.:D

Listen!

Doctor Who son bölümüyle kendini aştı, aşırdı, acayip bir şey oldu.

Resmen izlediğim en ürkütücü ve etkileyici bölümlerinden bir tanesiydi. Peter Capaldi role ne kadar yakışıyor ve ne kadar güzel bir ciddiyet katıyor. Bir de bu bölüm “moffat loop”a doyduk resmen.

Ay çıldırıciğim çok güzeldi.

Kedi yıkama servisi;…

İki gün evvel ben evde yokken nasıl becerdiyse mutfak camını açarak evden kaçan sevgili kedim Baggins, dışarıda hazır mama olmadığını anlamış ve bana bile 2 ayda alışmış olduğunu hatırlamış olacak ki eve geri döndü.

Tabii ki iki gün önce eve gelip mutfak camını açık, beyefendiden de iz bulamayınca yaşadığım şaşkınlığı hayvan besleyenler anlar. Gerçi dışarı meraklısı korkak kedimin altıncı kaçışı oluyor bu tatilden beri. Muğla’da kalırken bahçeli ev bulan hazretleri ne zaman dışarı balkona çıksak bahçeye çıkmanın derdindeydi. 4’ünde ben tuttum, ki 4.de nasıl becerdiyse iki üst kattaki komşunun camında yatıyordu ve apartmanın içinden çıkmadıysa yoku yok çıkmasının, beşinci kaçışında yan bahçeye kadar gittiğinden ve gece geç olduğu için döner eve nasıl olsa diye aramadım. E tabi paşam bir gece dışarda kalıp bir iki kediyle dalaşınca gelmiş sabah balkon kapısının önüne yatmış. O olayı öyle kapattık.

Dün ben mülakata gidince olsa gerek kaçağımız eve gelmiş, mamasını yemiş, tuvaletini yapmış, ortalığı dağıtmış yine arazi olmuş. Uğrak hanıyız ya biz! Bugün mutfakta yeni mama koyarken yağmur yağmaya başladı, derken bir movlama pencereden atlayıp kucağıma tırmandı kerata. Dışarıda hazır mama yok tabii. Ama iki günde ne kadar çöplük varsa girip beyaz olan tüylerini de geri kalan gibi grileştirdiği için tutup banyoya soktum hemen. Tek yıkamayla çıkacak gibi, tek kişi yıkanacak gibi de kirlenmemiş pomçik kafalı. Yarım saat yalanmanın ardından geldi yine kucağımda horluyor.

Velhasıl, kediniz evden kaçarsa benim gibi bir pencereyi aralık bırakıp önüne mama koymak işinize yarayabilir. Ha ben baya panikledim, sevgilim “Ya sen onu iki kilometre uzağa bırak, sana bağlıysa yolunu bulur gelir o.” Diyerek beni rahatlatmadan önce ortalığa ilan asma moduna girmiştim ama, adam haklı çıktı.

Bkz.: Kedini rahat bırak; dönerse senindir, dönmezse hiç senin olmamıştır.

Dün geceden beri Araba Tamircisi Simülatörü(evet var bu oyun) oynayarak kendimi kaybettiğim ve çoğu arızaya “Aaaa bak ben bunun içi sanayiye gittim. Aaa bak sonraki gidişim de şu kayıştandı” dediğim doğrudur.

Gece gece hunharca güldüm ha. Yapan arkadaşa selamlar saygılar.:D

Gece gece hunharca güldüm ha. Yapan arkadaşa selamlar saygılar.:D

(via fqerwhat)

Asura’s Wrath oynuyorum da adamlar resmen interaktif anime yapmışlar. Dvd çalışıyor mu diye bakarken elimden bırakamadım. Yalnız tam anime gibi oyun birden başında bir kaç bölüm geçince cast girdi “La noliy?” Dedim. Meğer birinci bölüm bitmiş. Bu da böyle bir anımdır.

Ba ba ba ba ba! Terbiyesizlere gel!

Bütün iştahım keyfim kaçtı ya akşam akşam.

Sevgilimle kalırken, dışarıdan yemek söylüyoruz. Hani yarısını evde yapıyorsak yarısını dışarıdan söylüyoruz gibi bir şey. McDonalds da bu yemek söylediğimiz yerlerden birisi. Eskiden Turan Güneş Bulvarındaki şubeden söylerdik. Ama artık getirmiyorlar. Bunu da yine bir kez sipariş verdiğimizde öğrendik. Kurye geldiğinde “Artık bu tarafa getirmiyoruz, siz ara sıra sipariş verdiğinizden yine getirdik ama bundan sonra getirmezler hocam.” dedi sağolsun. Sonuçta arayıp telefonla haber verebilirlerdi de.

Biz de doğal olarak bir daha oradan sipariş vermedik yemeksepetinde görünüyor olmasına rağmen. Geçen hafta Dikmen tarafında gezerken sevgilim “Aaaa buraya McDonalds açmışlar buradan söyleriz artık.” diye sevindirik oldu. Bugün de bir iki ev eşyası alışverişi yaptığımdan dedik ki uğraşmayalım söyleyelim dışarıdan. Kayış burada kopuyor.

Güzelinden iki menü seçtik, bekliyoruz. Ortalama teslim süresi 40 dakika yazmışlar sitede ama 40 geçti gelmez, bir saat oldu canlı destek hattını aradım; dediler ki siparişler hazırmış birazdan yola çıkacakmış. BİR SAAT SONRA ANCAK YOLA ÇIKACAKMIŞ?!…

Şimdi diyeceksiniz ki; “Ama orada çalışanlar da çok yoğun, çok zor.” Biliyorum, hatta bizzat kampüsteki Burger’da çalışan arkadaşlarla muhabbetimden biliyorum. Sırf yoğunluğa yetişemedikleri için kampüs içinden kampüs içine servis yapmıyorlardı o kadar yani. Ne güzel yapamayınca kapattılar servisi. Onun haricinde, sevgilim Adana’da okurken Barajyolu Burger şubesine uğrardık sıcaktan bayılmayalım diye, oradan sonra kimse bana doluluktan bahsetmesin. Dükkanda şifa niyetine oturacak boş sandalye olmuyor ya okul döneminde! Bildiğin kenara oturup soluklanayım soğuk bir şey içeyim desen oturamazsın yok yani. Ama adamlar hem dükkana yetişiyor, hem de servisleri vızır vızır çalışıyor. Evden de söyledik ama o vızır vızır dükkan hiç mi geciktirmez siparişi, bir buçuk sene boyunca verdiğim siparişlerin hiç biri sorunlu değildi o kadar yani.

Neyse efendim bir buçuk saat sonra falan geldi sipariş. İlk şoku kapıda siparişi getiren kurye sayesinde yaşadık. Tüm para var elimizde, para üstü bekliyoruz adam diyor ki "Bozuk para yok yanımda artık çıktığı kadar." LAN SEN NE DİYON DEYİŞİK?!! diyemedim tabi kapıya Mert baktığı için sonra haberim oldu. Ya benim bildiğim eve servisçiler bozuk para üstünü on liraya göre yanında alırlar -en azından bugüne kadar başıma hep bu geldi- bu değişik bize eksik verdi parayı. Neyse dedik çok açız hadi iki üç liranın hesabına düşmeyelim yeni açıldılar. İkinci şok paketi açmamızla geldi. Benim söylediğim Double McChicken yok yerinde daha ucuz bir menü olan köfteburger var. Fast food’da kırmızı et yiyemeyen -etten bıkmış- bir insan olarak kaldım öyle. Hayır yenilecek gibi olsa yerim, et bulmuşum lan manyak mıyım tabi yerim ama gelen de sopsoğuk yapış yapış bir şey.

Sinirimden gittim çöpe attım, geldim durumu canlı desteğe yazıyorum. Sağolsun yardımcı oldu, diyor ki işte size geri dönecekler doğru siparişi getirecekler çok özür diliyorlar. Saçmalık bir; eski siparişi de onlara verecekmişim. LAN ÇÖPE ATTIM NAPCAKLARMIŞ GERİ ALIP BAŞKASINA MI SATÇAKLARMIŞ? diye şaşırdım, yok dedi menünün yanlış olduğuna bakmak için. Dedim gelsinler çöp orda gösteririm. Bir on dakika sonra şubeden arıyorlar “Özür dileriz, paket servisimiz yoğun biz yanlışımızı telafi edicez burgerinizi yollayacağız.” dedim tamam yollayın bakalım.

Neyse bir saat falan sonra kapı çaldı, gelen eleman ne dese beğenirsin. “Eski siparişi alayım ben şikayet etmişsiniz yanlış diye, yenisini getirdim (KOMPLE HEPSİNİ TEKRAR getirmiş) müdür bey parasını da al dedi.” Tabi dışımdan “Olur mu öyle şey arkadaşınki doğruydu yedi, öbürü de yenilecek gibi değildi çöpe attım. burgerimi alayım parasını zaten ödedim.” diyorum ama içimden “LAN AMINAKODUĞUMUN SALAĞI MENÜYÜ HEM GEÇ HEM YANLIŞ GETİRİYON HE PARAMI EKSİK VERİYON ÜSTÜNE BİR DE PARA MI İSTİYON?” diye deliriyorum. Terbiyesizliğe bak ya. Hayır kapıdaki elemanın da suçu değil. Orada telefonda “Aman efendim özür dileriz” diyen yavşak müdüre köpürüyorum. Gece gece ne iştah kaldı, ne keyif, getirdiklerini de yiyemedim zaten soğuk sakız gibi patatesle aşlığımı gidermeye çalıştım.
Değişiklere bak ya.
Velhasıl, McDonalds Dikmen şubesi, işallah batar da kapatırsınız.
Asker Portrait
Anonymous asked:Kitap okursun sanırım, yazmış olduğum bir hikaye var. Okuttuğum herkesten iyi yorum alsam da tarafsız birisinden duymak isterim bunu, özellikle de kültüre sahip birisinden. İyi, kötü, sert fark etmeksizin okuyup bir yorumda bulunur musun sana atsam?

Tabii ki anonim. Hele şu sıralar okumaya bol bol vaktim var. Hikayeni yollamaya değer gördüğün için ayrıca teşekkür ederim.

icimdekibaliklar:

tapho:

Ülkemizin bağımsızlığını ve özgürlüğünü borçlu olduğumuz Ulu Önder Atatürk’e derin saygılarımızla 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!
We congratulate August 30, The Turkish Victory Day and express our deep respect to Atatürk for the independence and freedom of Turkey!



Bu Vatanın bir parçası olan, bu toprakları, insanları ayırmaksızın seven herkesin 30 Ağustos Zafer bayramı kutlu ve daimi olsun! 

icimdekibaliklar:

tapho:

Ülkemizin bağımsızlığını ve özgürlüğünü borçlu olduğumuz Ulu Önder Atatürk’e derin saygılarımızla 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!

We congratulate August 30, The Turkish Victory Day and express our deep respect to Atatürk for the independence and freedom of Turkey!

Bu Vatanın bir parçası olan, bu toprakları, insanları ayırmaksızın seven herkesin 30 Ağustos Zafer bayramı kutlu ve daimi olsun! 

kayipgezgin:

Resmen oturduk Fullmetal Alchemist maratonu yapıyoruz.

Dayanamayıp da yanına çiğköfteyle midye de söyledik. *-*